KENELERDEN KORUNMA

Kene (Ixodoidea), eklem bacaklıların örümceğimsiler (Arachnida) sınıfından kan emici ve gözsüz bir dış parazittir. Keneözellikle göçmen kuşlarla hastalıkları yayıldıkları bilinmektedir. Kene, insan, koyun, köpek, kedi, deve gibi canlıların derilerine yapışarak kanlarını emer. “Asıl kene” olarak bilinir.

Kene, ayrı eşeylidir ve yumurta ile çoğalır. Dişi keneler yumurtalarını yaprak, çöp veya hayvan kılları arasına bırakır. Kenelerin gelişimlerinde metamorfoz vardır. Kene, yumurtalarından üç çift bacaklı larvalar çıkar. Bunlar bir pupa devresi geçirerek 8 bacaklı nimfalara (tam gelişmemiş yavrular) dönüşürler. Nimfalar da bir pupa safhası geçirdikten sonra ergin hale gelirler. Larva ve nimfalar genellikle kertenkeleler üzerinde, erginler ise insan, koyun, sığır, köpek gibi memeliler üzerinde parazit yaşarlar.

Kene, vücutları başla kaynaşmış bir göğüs ve torba biçimli dişi 11-12 mm’ye kadar şişer. Kenelerin erginlerinde dört çift bacak bulunur. Kenelerin bacaklarının uçlarında çengeller ve vantuzlar vardır. Deriye rahatça yapışarak hortumlarıyla kan emerler. Kene, iyice şiştikten sonra kendilerini yere atarak konaklarından uzaklaşır, ot veya ağaçlara tırmanırlar. Ön ayaklarının uçları dokunma ve koku alma için özelleşmiştir. Ormanlarda bulunduğu ağacın altından bir hayvan geçtiği takdirde üzerine düşüp derisine yapışır ve etine hortumunu sokarak kanını emer. İlk iki bacak çifti öne, son iki çifti geriye yönelmiştir. Bugün 889 kene türü bilinmektedir. Kenelerin hepsi zararlı, parazit ve kör değildir. Sığır ve köpek kene türleri gözlüdür. Keneler, insan ve ehil hayvanlarda parazit yaşayanlar çeşitli hastalık mikroplarını bulaştırdıklarından sağlık bakımından zararlıdır ve birçok bakteri de üretmektedir.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığından Korunma ve kontrol

Hasta ve hastanın vücut sıvıları ile temas sırasında mutlaka önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır.
Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.
Kenelerden uzak durulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.
Kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması
Kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda,
Vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli;
Vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli,
Yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan (bir pensle sağa sola oynatarak, çivi çıkarır gibi) alınmalıdır.

Piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar
Döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır.
Ormanlarda çalışan işçilerin ve ava çıkanların lastik çizme giymeleri veya pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları kenelerden koruyucu olabilmektedir.

KENE ASLINDA HAYVANLARDA AŞI GÖREVİ GÖRÜYOR

Şu anda tüm dünyanın kene mücadelesi yaptığını, fakat milyon dolarlar harcanmasına rağmen kene popülasyonunun yok edilemediğini anlatan Vatansever, ”Zaten yok etmek de gerekmiyor, kontrol altında tutulması gerekiyor. Çünkü keneler bir anlamda aşı vazifesi görüyor. Konakladığı hayvana düşük dozda hastalık vererek hayvanın dayanıklılığını artırıyor. Keneyi tamamen yok ederseniz bölgeyi hastalıklara karşı duyarlı hale getirmiş olursunuz” diye konuştu.
Vatansever, kenelerin hayvanlara verdiği zararları ise ”hayvanı zayıflatması, et ve süt verimi düşürmesi” olarak sıraladı.

BİYOLOJİK SİLAH OLMASI İMKANSIZ

KKKA virüsü taşıyabilen kenelerin biyolojik silah olduğu yönündeki iddialara kesinlikle katılmadığını belirten Vatansever, KKKA hastalığının aslında hep olduğunu, fakat Türkiye’de 2003 yılında tanımlanabildiğini söyledi.
Türkiye’de 30′un üzerinde kene türü bulunduğunu, bunların da 800′den fazla hastalık barındırdığını anlatan Vatansever, KKKA’nın öldürücü olması nedeniyle dikkati çektiğini kaydetti.
Kenenin birçok çeşidinin olduğunu ve dünyada yaşayan birçok kenenin başka ölümcül hastalıklar da taşıdığını kaydeden Vatansever, ”Dünyada keneden bulaşan hastalıklardan ölüm ortalaması yüzde 10-30 arasında değişiyor. Bizde ölüm oranı yüzde 5 civarında” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE NERELERDE YAŞIYORLAR

Vatansever’in verdiği bilgiye göre, virüs taşıyabilen keneler Türkiye’de Karadeniz iklimi ile step ikliminin kesiştiği bölgelerde bulunuyor. Bu tür keneler bodur meşelik alanları ve yaban hayvanların bulunduğu yerleri tercih ediyorlar.
Bu çerçevede bakıldığı zaman Türkiye’de virüs taşıyabilen keneler için esas odak noktaları öncelikle Çorum, Amasya, Tokat, Yozgat, ikinci sırada da Çankırı, Gümüşhane, Siva, Kastamonu, Artvin ve Erzurum öne çıkıyor.
Vatansever, virüs taşıyabilen keneler açısından en risksiz bölgelerin Akdeniz ve Karadeniz kıyıları olduğunu belirtiyor.

KKKA VİRÜSÜ TAŞIYAN KENE

Türkiye’de 30′un üzerinde kene bulunuyor ve bunlar 800′ün üzerinde hastalık taşıyor.
KKKA virüsü her kenede bulunmuyor. Bu virüsü özellikle Hyalomma soyuna ait keneler taşıyabiliyor.
Virüs taşıyabilen kene yumurtadan çıktıktan sonra tavşan gibi küçük yaban hayvanları ile yerde beklenen yabani kuşların üzerinde konaklıyor. Erişkin olduğu zaman buradan yere düşüyor, daha sonra da büyük yaban hayvanları, büyükbaş evcil hayvanlar ve insanların üzerine geliyor. Beslenmesini tamamlayan kene tekrar toprağa düşüyor erkek ölüyor, dişi kene ise önce yumurtluyor (bir defada 5-7 bin adet yumurta bırakıyor) daha sonra ölüyor. KKKA virüsü taşıyan bir kenenin yumurtalarının yüzde 3-5′i virüslü çıkıyor.
Erişkin avcı kene konaklayacak bir canlı bulamazsa iklim şartlarına göre ortalama 1 yıl yaşıyor.

Artı 16-18 derece sıcaklıkta yaşam süresi 3 yıla kadar çıkıyor.
Büyükbaş yaban veya evcil hayvanlara gelen kene bir defa besleniyor (kan emerek), bu da 10-15 gün sürüyor.
Bu keneler karakter olarak diğer kenelere benzemiyor. KKKA virüsü taşıyabilen Hyalomma soyuna ait keneler ”avcı kene” olarak da biliyor. Bu keneler diğer keneler gibi otların üzerinde değil toprakta veya toprak altında saklanıyorlar, titreşimleri, ısı, koku ve nefesteki karbondioksiti hissedebiliyorlar, gözleri olduğu için de avlarını siluet şeklinde görebiliyorlar ve avlarına atlıyorlar.

BİYOLOJİK MÜCADELE YAPILABİLİR Mİ?

Şu anda kene biyolojik mücadelenin yapılamayacağını, çünkü kenelerle biyolojik mücadelenin henüz kanıtlanmadığını kaydeden Vatansever, sığırcık, keklik gibi hayvanların keneleri yediği görüşlerinin kesinlik kazanmadığını, hatta bu tür hayvanların kene popülasyonunu azaltıcı mı, yoksa arttırıcı mı olduğunu kimsenin bilmediğini söyledi.
Vatansever, ”Bu keneler erişkin olana kadar bu tür yerden beslenen kuşlar veya tavşan gibi küçük yaban hayvanların üzerinde konaklıyorlar. Bu nedenle bu kuşların azaltıcı mı yoksa arttırıcı mı olduğunu kimse söyleyemez” diye konuştu.

KİŞİSEL KORUNMA ÖNLEMLERİ

Vatansever, kırsal alanda yaşayan veya pikniğe çıkan insanlara şu tavsiyelerde bulundu:
”-Sinek kovucu ilaçlar kullanın. Bu ilaçlar keneyi öldürmüyor, fakat yaklaşmasını önlüyor, yani caydırıcı etkisi var.
-Doğrudan keneyi öldüren ilaçlar var. Bu tür ilaçlarla bir gün önceden giysilerini ve ayakkabılarınızı nemlendirin (asla cilde sıkmayın). Örneğin binde 5 permetrin içeren (böcek öldürücü) ilaçlar keneyi öldürebiliyor. Bu ilacın etkisi birkaç hafta sürüyor.
(Şu anda Türkiye’de binde 1 permetrin içeren ilaçlar var, Sağlık Bakanlığı binde 5 için ruhsatlandırma çalışması yapıyor. Türkiye’de binde 1 permetrin içeren ilaçlar bile kullanılabilir.)
-Eve geldiğiniz zaman mutlaka kendinizi kontrol edin.
-Tarlaya küçük çocukları götürmeyin.
-KKKA virüsü taşıyabilen keneler ahırlara pek yerleşmiyor, bu nedenle ahır ilaçlaması pek başarılı olmuyor. Fakat çiftlik hayvanlarının mutlaka ilaçlanması gerekiyor.
-Eğer kene tutunursa bir pens veya ip ile kıvırmadan düzgün bir şekilde çekin. Çıkarttığınız keneyi bir kutuda saklayın, incelenmesi için ilgili kuruluşa götürün.
-KKKA virüsü alınan doza göre ölümcül olabilir. Kene tarafından ısırıldıysanız kendinizi kontrol edin. İki hafta içinde yoğun halsizlik, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi belirtiler görürseniz mutlaka sağlık kuruluşuna gidin.

Yorum yapın

http://www.metkimbocekilaclama.com Çınar böcek ilaçlama İlaçlama